DANIŞTAY KARARLARI IŞIĞINDA SERMAYE PİYASALARINDA YÜRÜTÜLEN İDARİ FAALİYETLER NEDENİYLE İDARENİN SORUMLULUĞU ve TAM YARGI DAVALARI

  • DANIŞTAY KARARLARI IŞIĞINDA SERMAYE PİYASALARINDA
  • YÜRÜTÜLEN İDARİ FAALİYETLER NEDENİYLE
  • İDARENİN SORUMLULUĞU ve TAM YARGI DAVALARI
  •  
  • AV. VOLKAN SAMADİ
  • AV. SİDAR TUNCA
    • I.          GİRİŞ
    •  
  •  Anayasanın125.maddesine göre, idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin belirtilen hukuki sorumluluğu aynı zamanda, bir hukuk sistmeminin, hukuk devleti olma niteliğinin de doğal bir sonucudur.
  • Bilindiği üzere, idarenin sorumluluğu kusura dayanan hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk olmak üzere iki temel esasa dayandırılmakta; hizmet kusuru, idare tarafından yürütülmesi gerekn hizmetlerin hiç işlememesi, geç işlemesi ya da kötü işlemesi hallerinde ortaya çıkmaktadır1. Öte yandan; idarenin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde idarenin herhangi bir kusuru bulunmasa da idarece yerine getirilen kamusal faaliyetin kişilere zarar verme ihtimalinin var olduğu hallerde, idari işlem veya eylemle zarar arasında bir illiyet bağının bulunmasu durumunda kusur şartı aranmaksızın idarenin sorumlu olması kabul edilmektedir2.
  • Ekonomik kamu hukuku alanında yürütülen idari faaliyetler açısından da idarenin kususra dayanan sorumluluğu kabul edilmekte; bu bağlamda; gerek bireysel idari işlemler gerekse de idari sözleşmeler açısından söz konusu sorumluluğa dayanan tanzim yükümlülüğü doğmaktadır.Hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluk kapsamında, idare ve özellikle de yakın tarihlerde ortaya çıkan bağımsız idari otoritelerin kendi alanlarındaki denetleme ve düzenleme yetkilerini gereği gibi kullanmamalarından kaynaklanan zararların, hizmet kusuru esasına göre tazmin edilmesi gerekmektedir3.
  • Öte yandan; idarenin ekonomik alana müdahalesi yönündeki işlemleri neticesinde ortaya çıkabilecek zararlar nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluğu yoluna da başvurabilmekte; müdahale yönündeki eylem ve işlem nedeniyle bazı kişilerin özel ve ağır bir yük altına girmeleri durumunda, uğranılan zararın kusursuz sorumluluk ilkesince tazmini mümkün olmaktadır4.
  • Bu itibarla; idarenin sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin yürütmüş olduğu faaliyetler nedeniyle bir zararın doğması durumunda, zararın tazmini için gereken şartların oluşması halinde, olayın özelliklerine göre idarenin kusura dayanan sorumluluğuna ya da kusursuz sorumluluğuna başvurulmak suretiyle söz konusu zararın tazminini talep etmek mümkün olacaktır.
  • İdarenin sermaye piyasalarına ilişkin olarak tesis etmiş olduğu işlemlere ilişkin sorumluluğu açısından bakıldığında, özellikle sermaye piyasalarının denetlenmesi ve düzenlenmesi açısından bir bağımsız idari otorite olarak teşkilatlanmış Sermaye Piyasası Kurulu’nun sermaye piyasalarındaki denetleme ve düzenleme yetkilerini gereği gibi kullanmasından kaynaklanan zararların hizmet kusuru esasına göre tazmin edilmesi mümkün olacaktır.
  • Ayrıca, sermaye piyasalarında denetleme ve düzenleme yapmaya yetkili olan bağımsız idari otorite olması bakımından özellikle Sermaye Piyasası Kurulu’nun sermaye piyasalarına müdahelesi yönündeki işlemleri neticesinde ortaya çıkabilecek zararlar nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluğuna başvurmak suretiyle uğranılan zararın tazmini sağlanabilecektir.
  • Bu bağlamda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/b maddesi Uyarınca; idarenin eylemi, işlemi ya da ihamli gibi çeşitli nedenlerle kişisel hakları ihlale uğrayan kişilerin, idari yargı yerlerinde, idareye karşı dava açarak uğramış oldukların hak ihlalerinin giderilmesini talep ettikleri dava türü olan tam yargı davası vasıtası ile sermaye piyasalarına ilişkin yürütülen idari faaliyetler nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep edilebilecektir.
  •  
    •  
    • II.          SERMAYE PİYASALARINDA YÜRÜTÜLEN İDARİ FAALİYETLER
    •  
  • A.            BİR BAĞIMSIZ İDARİ OTORİTE OLARAK SERMAYE PİYASASI KURULU TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN İDARİ FAALİYETLER
  •  
  • Piyasa ekonomisine geçiş ve kamusal alandaki belli başlı tekellerin kaldırılarak bir takım ekonomik faaliyetlerin serbest bırakılması ile birlikte terminolojide “bağımsız idari otoriter” ya da “düzenleyici kurallar” olarak adlandırılan yeni idari yapılanma biçimleri ortaya çıkmıştır5.
  • Bağımsız idari otoritelerin ortaya çıkışını ve gelişimi tetikleyen sebeplerin sermaye piyasaları alanındaki yansımaları da bir düzenleyici kurul sıfatını haiz olmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu’nun ortaya çıkışına neden olmuştur.Bu kapsamda, Sermaye piyasalarında menkul kıymetlere yatırılarak halkın ekonomik kalkınmaya katılmasını sağlamak amacıyla; sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışılmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemek ve denetlemek kanunun amaçlarının gerçekleşmesi amacıyla 6362 sayılı kanunla verilen görevleri ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğine haiz idari ve mali özerkliğe sahip Sermaye Piyasası Kurulu kurulmuştur.
  • 6362 sayılı Sermaye piyasası Kanununda belirtilmiş olan görev ve yetkiler kapsamında, izin verme, düzenleme, bilgi alma ve alınmasını isteme, yahut başka makamların önlem alması için harekete geçme, kovuşturma önerisinde bulunma, diğer mercilerin sermaye piyasası ile ilgili isteklerini yerine getirme, rapor verme, mevzuat değişikliği hakkında önerilerde  bulunma, değşik konularda  yürütme gücü kullanma gibi görev ve yetkilerle Sermaye Piyasası kurulu oldukça geniş ve güçlü yetkilerle donatılmış durumdadır6. Bu bağlamda; Kurul’un sermaye piyasası araç ve  kurumlarına ilişkin olarak “düzenleme” ve “denetleme” olmak üzere iki ana başlıkta toplanabilecek temel görevi ve işlevi bulunmaktadadır.
  • 6362 sayılı kanun uyarınca Kurul, düzenleme yetkisini sermaye piyasası araçlarına, sermaye piyasasına tabi anonim ortaklarına, sermaye piyasası kurularına, kamunun aydınlatılmasına yönelik düzenlemeler yapmak suretiyle gerçekleştirilir7.Ayrıca; Kurul, kamu tüzel kişiliğine sahip olan diğer idari makamlar gibi yönetmelik çıkarma yetkisinin ve diğer adsız düzenleyici işlemler yapma yetkisine de sahiptir8.Kurul düzenleme yetkisi çerçevesinde, menkul kıymetleri halka arz olunan ananim ortaklıkların ve aracı kuruluşların uyacakları esasları, bunların kurula başvurularının ve bildirilerinin kural, yöntem, biçim ve koşullarını belirleme, kamunun aydınlatılmasını sağlamak amacıyla; Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi kuruluşlar tarafından halka açıklanacak bilanço, kar ve zarar tablosu, yıllık rapor, denetim rapporu ve diğer bilgiler için standart tablolar saptama, kamuya yapılacak her türlü davet ve uyarıların biçim, kapsam ve içeriğini belirleme gibi görevleri yerine getirir9.
  • Denetleme yetkisinin ise, menkul kıymetleri halka arz edilen ve sermaye piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlar nezdinde ya da bu kuruluşlardan gelen periyodik bildirimler üzerinden merkezde, bu kuruluşların faaliyetlerinin mevzuat ve mali bünye açısından denetlenerek kullanılacağı belirtilmiştir10. Kurul, denetim yetkisini denetçileri aracılığıyla kullanır.Bu kapsamda Kurula, sermaye piyasası araçlarının ihracı, halka arz ve satışını denetleme, yeni sermaye piyasası kurumlarına ilişkin kuruluş, faaliyet, tasfiye gibi esaslarını belirleme ve denetleme, borsalaeın ve sermaye piyasası araçlarının alım satımının yapıldığı teşkilatlanmış diğer piyasaları izleme ve denetleme, sermaye piyasası araçlarının takası, saklanması veya kayda değer hale getirilmesi ve derecelendirilmesini denetleme gibi görevler verilmiştir.Sermaye Piyasası Kurulu bu konuda gerek kendiliğinden, gerekse pay sahiplerinin başvurusu üzerine harekete geçebilir. Kurul, kendisine sunulan hesap belge ve raporlardan yeteri kadar bilgi edinemezse, kuşkulu ve blirsiz konuların olduğu kanısına varırsa, ilgii denetçilerden ayrıca rapor isteyebilir11.
  • 6362 sayılı kanu kapsamında, denetleme yetkisinin ötesinde; Sermaye Piyasası Kurulu’nun, denetleme faaliyetlerini yürütürken mevzuata aykırılık tespit etmesi halinde önleyici ve düzeltici tedbirler alma, uyarma, emir verme ve yaptırım uygulama yetkileri de bulunmaktadır.
    •  
    • III.          SERMAYE PİYASASINDA YÜRÜTÜLEN KAMUSAL FAALİYETLER NEDENİYLE DOĞAN ZARARLAR VE TAM YARGI DAVALARI
    •  
  • $1A)          GENEL OLARAK TAM YARGI DAVALARI
  • Tam yargı davası, idari eylem ve işlemler ile idari sözleşmelerin uygulanmasından ya da uygulanmamasından kaynaklanan zararların tazmini için öngörülen ve idari yargılama usulünde idari faaliyetlerin yargısal denetimi açısından öngörülmüş bir idari dava türüdür12.Bu dava türü ile idare hukuku alanında ihlal edilmiş bir hakkın yerine getirilmesi veya bu ihlal neticesinde uğranılan zararın tazmini istenir13.
  • Hukuk sistemimizde ilk kez 521 sayılı mülga Danıştay kanunun 30.maddesinde yer alan düzenleme ile giren tam yargı davası söz konusu Kanunda “İdari eylemler ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar tam yargı davalarıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun tam yargı davalarına ilişkin 2/b. maddesinde ise; “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar tam yargı davalarıdır.” şeklinde bir tanımlamaya gidilmiş bulunmaktadır.
  • Söz konusu tanımlamalardan da anlaşılacağı üzere; tam yargı davalarıi hukuk yargılamasındaki bir eda davası niteliğindeki, uğranılan zararın tazminini konu alan tazminat davalarının idari yargılama hukukundaki karşılığını teşkil etmektedir.Dolayısıyla; her türlü idari işlem, eylem ve sözleşmeden kaynaklanan doğan zararın giderilmesi amacıyla bir idari dava türü olarak tam yargı davası ikame edilmesi mümkündür. Ancak; 2577 sayılı İdari Yargılama Kanunu’nun 2.maddesinin 1-c. bendinde 18.12.1999 tarih ve 4492 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle “ Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava olarak tanımlanmış; bu değişiklikle, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türü olmaktan çıkarılmıştır.
  • B)           DANIŞTAY KARARLARI ÇERÇEVESİNDE SERMAYE PİYASALARINDA  YÜRÜTÜLEN İDARİ FAALİYETLER NEDENİYLE İDARENİN SORUMLULUĞU VE ZARARIN TAZMİNİ
  • 2499 sayılı mülga Sermaye Piyasası Kanununun gerekçesinde de belirtildiği üzere, sermaye piyasası, orta ve uzun vadeli ödünç verebilir fonların, menkul kıymetlerin alım-satım suretiyle tasarruf sahiplerinden yatırımcılara aktarılmasını sağlayan ortamın, başka bir ifadeyle yatırımcılar, tasarruf sahipleri ve bunlar arasındaki fon akımını sağlayan aracı yardımcı kuruluşlardan oluşan modern finansman sisteminin adıdır. Sermaye piyasasının oluşması ve gelişmesinde temel şart, piyasanın güven ve karlılık içinde çalışması, tassarruf sahiplerinin haklarının korunmasıdır.Diğer yönden, sermaye piyasasının fonksiyonunu başarı ile yapması, anonim şirketler tarafından ihraç edilen menkul kıymetlerin tasarruf sahiplerine satılmasında görev yapan aracı kurumlar ile menkul kıymet portföyü yönetiminde ihtisaslaşmış yatırım ortakları ve yatırım fonları gibi sermaye piyasası yardımcı kuruluşların varlığını ve emin bir şekilde çalışmalarını gerektirmektedir.
  • Bu gereklilik sebebi ile 28.07.1981 tarih ve 2499 sayılı mülga  “Sermaye Piyasası Kanunu” kabul edilmiş, tasarrufların menkul kıymetlere yatıralarak halkın iktisadi kalkınmasına katılmasını sağlamak amcaıyla; sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunmasını düzenlemek ve denetlemek kanunun amacı doğrultusunda kamu tüzel kişiliğine haiz idari ve mali özerkliğe sahip Sermaye Piyasası Kurulu kurulmuştur.06.12.2012 tarih ve 6362 sayılı yürürlükteki Sermaye Piyasası Kanunu ile de Kurul, aynı amaçları gerçekleştirmek doğrultusunda benzeri yetkilerle donatılmıştır.
  • 6362 sayılı Kanun’un “Kurul’un görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 128. maddesi uyarınca; Sermaye Piyasası Kurulu’na bir mali sektör otoritesi olarak izin verme, düzenleme, bilgi alma, gözetme, kayıt tutma, kotruma, denetleme, önlem alma ve alınmasını isteme, yahut başka makamların önlem alması için harekete geçme, kovuşturma önerisinde bulunma, diğer mercilerin sermaye piyasası ile ilgili isteklerini yerine getirme, rapor verme, mevzuat değişikliği hakkında önerilerde bulunma, değişik konularda yürütme gücü kullanma gibi görev ve yetkiler yüklenmiş bulunmaktadır.
  • Sermaye Piyasası Kurulu’nun yukarıda ayrıntılı bir biçimde açıklanan görev ve yetkileri çerçevesinde  tesis etmiş olduğu eylem ve işlemler nedeniyle; söz konusu idari eylem ve işlemlerin muhataplarrının herhangi bir zarara uğraması durumunda; Kurul’un gerek kusura dayanan gerekse de kusursuz sorumluluğunun ortaya çıkacağı açıktır.
  • Özellikle, Kurul’un haiz olduğu denetleme ve yaptırım uygulama görev ve yetkileri bakımından bu görev ve yetkilerin gereğinin hiç yerine getirilmemesi, ya da  geç veya Kanun’da  Kurul’a verilen yetkiler aşılmak suretiyle kullanılması nedeniyle Kurul’un hizmet kusuruna dayanan sorumluluğu meydana gelmekte ve söz konusu kusur nedeniyle meydana gelen zararın tazmininin sağlanması gerek öğretide gerekse de Danıştay uygulamasında yerini bulmaktadır.
  • Danıştay’ın konuya ilişkin olarak örnek gösterilebilecek bir kararında, davacının sermaye piyasasındaki yatırımlarına aracılık eden şirketin faaliyetlerinin süresiz olarak durdurulması ve yetki belgesinin iptali nedeniyle uğranılan maddi zararın tazminine ilişkin bir uyuşmazlıkta, “Her ne kadar gerek Yasada gerekse tebliğlerde yapılacak denetimin periyotları hakkında bir düzenlemeye yer verilmemişse de, dosyanın incelenmesinden, aracı kurumun denetiminin Haziran 1995 ve 14.12.1995 tarihlerinde yapıldığı, en son denetim yapıldığında açık miktarının 247 milyar 517 milyon olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.Dolayısla aracı kurumdaki açık miktarı 247 milyar liraya ulaşmadan önceki dönemlerde, yapılacak periyodik denetimlerle aracı kurumun mali yapısındaki bozulmanın daha olayın başlarında tespit edilerek gerekli önlemlerin alınması mümkün iken, Yasayla kendisine verilen görevleri layıkıyla yerine getirmediği açık olan Sermaye Piyasası Kurulu’nun aracı kurumda birikimlerini değerlendiren tasarruf sahiplerine karşı sorumluluğu olmadığından söz etmeye olanak bulunmamaktadır.” denilmek suretiyle Kurul’un periyodik denetim yapma yönündeki görevini gereği gibi yerine getirmemesi hizmet kusuru çerçevesinde değerlendirilerek küçük yatırımcıların tazminat taleplerinin kabul edilmediğsi yönünde hüküm tesis edilmiştir14.
  • Danıştay aracı Kurum faaliyetlerinden doğan küçük yatırımcı davacının uğramış olduğu maddi zararın tazminine ilişkin vermiş olduğu bir başka kararında da “Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, aracı kurumun müşteri emanetlerini izinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı Kurum, aracı Kurum’un belirtilen usulsüzlüklerinden, ancak şirketin faaliyetlerini durduğunu belirttiği 14.1.1996 tarihinde bilgi sahibi olmuştur.Dolayısyla SPK, aracı kurumlar üzerinde sahip olduğu denetim yetkisini süresinde ve etkin bir biçimde yerine getirerek aracı kurumun usulsüz işlemlerini zamanında saptayamadığından davacının zararına yol açmıştır.Bu itibarla davacının uğradığı zararın hizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiren davanın reddine hukuka uyarlık görülmemiştir.” demek suretiyle sermaye piyasalarında izinsiz ve mevzuata aykırı faaliyet yürüten sermaye piyasasındaki kurumlarının gereği gibi denetlenmemesini hizmet kusuru çerçevesinde değerlendirerek bu kapsamda küçük yatırımcı davacının tazminat talebinin reddedilmesini bir bozma nedeni olarak değerlendirmiştir15.
  • Buna karşılık; Kurul’un bildirimde bulunmak ve kamuyu aydınlatmak yönünde sahip olduğu görev ve yetkilerin kullanılması ile ilgili olarak, Sermaye Piyasası Kurulu’nun yanı sıra, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun da ortaklaşa davalı olarak gösterildiği bir bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmesine ilişkin işlem nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıkta; Danıştay, “İdarenin tazmin sorumluluğunu düzenleyen Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. Buna göre, idari eylem ve/veya işlemler nedeniyle yönetilenlerin patrimuanında ortaya çıkan eksilmenin ya da çoğalma olanağından yoksunluğunun giderilmesinin karşılanabilmesi içinzarara yol açan idari eylem veya işlemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk  ilkesinin uygulanmasına elverişli bulunması gerekmektedir.
    Bu durumda, hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararının uygulanması nedeniyle ortada hizmet kusuruna dayalı tazmin sebepleri bulunmadığı gibi, kusursuz sorumluluk ilkesine göre de tazminat ödenmesini gerektirir bir durum bulunmamaktadır.” demek suretiyle hisse senetlerini halka arz eden bankaraların ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlayacakları söz konusu mali tabloların, Kurul’a ve borsaya gönderilmesini müteakiben Borsa Bülteninde derhal ilan edilerek, devre konu bankanın Kurul’a ve borsaya ilettiği özel hal bilgileri ve mali tablolar, ilgili mevzuatta belirlenen şekilde Borsa Bülteninde ve gerekli diğer duru Araçlarında yayınlanarak Kurul’un söz konusu görevi yerine getirriken gerekli özen ve hassasiyeti göstermiş olduğuna ve Sermaye Piyasası Kanunu’nun halka arzlarda kamunun aydınlatılması için ihraççılar ve aracı kuruluşlar tarafından izahname ve sirkülerde yer alan bilgilerin gerçeği dürüst biçimde yansıtmasından ihraççılar ve gerekli özeni göstermeyen aracı kuruluşların sorumlu tutuluğu, dolayısıyla, devre konu bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devri nedeniyle Kurul’un sorumlu olduğu yönündeki iddianın yerinde olmadığına hükmederek tazminat isteminin reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir16.
  • İrdelenen Danıştay kararlarında da açık bir biçimde ifadesini bulduğu üzere: Sermaye piyasası Kurulu’nun düzenleme, gözetleme ve denetleme gibi hususlarda sahip olduğu görev ve yetkilerin kullanılması nedeniyle ortaya çıkan zararın tam yargı davaları marifetiyle tazmini konusunda, Kurul’un sorumluluğu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun ana amacı doğrultusunda, piyasanın güven, açıklık ve karlılık içinde  çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunması ve bu suretle kaynakların ekonomik kalkınmanın emrine sunulması gayesi içerisinde, Kurul’un bu amaç ve hedefinin gerçekleşmesi için sermaye piyasalarının düzgün işleyişini sağlamaktan sorumlu olması kapsamında değerlendirilmektedir. Tazminat istemleri de bu doğrultuda Kurul'un kanun ve kendisine yüklenen görev yükümlülükler Kanun'un çizdiği yetki dahilinde gerekli özen ve hassasiyetin gösterilip gösterilmediği dikkate alınmak kaydıyla idarenin hizmet kusuruna dayanan sorumluluğuna ilişkin hükümler nazarında hükme bağlanmaktadır.
  • Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında; 6362 sayılı kanun ile gerçekleşmesi istenen amaç doğrultusunda, Sermaye Piyasası Kurulu'nun özellikle düzeleme yetkisini kullanmak suretiyle, sermaye piyasalarına yapmış olduğu müdahaleler neticesinde de ; tesis edilen işleme muhatap olan ilgililerin idarenin bir kusuru bulunmamasına rağmen herhangi bir biçimde zarara uğraması halinde, söz konusu zararın idarenin kusursuz sorumluluğu hükümlerine dayanılarak tanzim edilebileceğide açıktır17.
    • IV.          SONUÇ
  • Gerek idarenin hizmet kusuruna dayanan sorumluluğu gerekse de kusursuz sorumluluğu çerçevesinde, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından sermaye piyasasında yürütülen faaliyetler nedeniyle bir zararın doğması durumunda söz konusu zararın tam yargı davası açnak marifetiyle tanzmin edilmesi mümkündür.
  • Bu noktada, sermaye piyasasında yürütülen idari faaliyetler bakımından idarenin tazmin sorumluluğu belirnirken sermaye piyasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının korunması amacı göz önünde bulundurularak 6362 sayılı Kanun2un vermiş olduğu görev ve yetkilerinin Kurul'ca Kanun'un çizmiş olduğu sınırlar dahilinde, gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı irdelenmektedir.
  • Öte yandan; 6362 sayılı kanun ile gerçekleşmesi amaçlanan hedef doğrultusunda gerçekleştirilen ve sermaye piyasalarına müdahale sonucu doğuran faaileyetler dolayısıyla kişilerin özel ve ağır bir yük altına girmeleri durumunda kurulun herhangi bir hizmet kusuru bulunmasa dahi; söz konusu zararın idarenin kusursuz sorumluluğu hükümleri çerçevesinde, kamu yükleri altında eşitlik ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gereğide kabul edilmektedir18.
  • KAYNAKÇA
  • AKINCI, Müslüm: Bağımsız İdare Otoriteler ve Ombdusman, İstanbul, 1999.
  • Atay, Ethem; Odabaşı, Hasan; Teori ve Yargı Kararları Işığında İdarenin Sorumluluğu ve Tazminat Davaları, Ankara, 2010.
  • Atay, Ethem: "Bağımsız İdari Otoriteler ve Türkiye Uygulaması", Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006, Cilt: X, Sayı: 1-2.
  • Evik, Hakan, Ali: Aldatıcı Hareketler Yapma (Manipülasyon) Suçları, Ankara, 2004.
  • Gözübüyük,Şerif: Yönetsel Yargı, Ankara, 2009.
  • Günday, Metin: İdare Hukuku, Ankara 2013.
  • Karataş, Mehmet: "Devletin Düzenleyici Rolü ve Türkiye'de Bağımsız İdari Otoriteler", Maliye Dergisi, 2008, Sayı: 154.
  • Özel, Cengiz: Sermaye Piyasası Kurulu Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2000.
  • Sinoplu, Emine, Burcu: Sermaye Piyasası Kurulu'nun Uyguladığı İdari Yaptırımlar ve Yargısal Denetimi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitütüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2009.
  • Tan, Turgut: İdare Hukuku, Ankara, 2013.
  • Tan, Turgut: Ekonomik Kamu Hukuku Dersleri, Ankara, 2010
  • Tan, Turgut: "Bağımsız İdare Otoriteler veya Düzenleyici Kurullar", Amme İdaresi Dergisi, 2002, Cilt:35, Sayı: 2.
  • Zabunoğlu, Yahya, Kazım: İdare Hukuku Cilt: 2,  Ankara, 2012.
  •  
  • [1] Bu konuda geniş bilgi için bknz: Tan, T.: İdare Hukuku, Ankara, 2013, s.460-463
  • [2] Bu konuda geniş bilgi için bknz: Günday M.: İdare Hukuku, Ankara, 2013, s. 379-386.
  • [3]  Tan T.: Ekonomik Kamu Hukuku Dersleri, Ankara, 2010, s.405
  • [4]  Tan T.: Ekonomik, s.408.
  • [5] Bağımsız İdare Otoriterin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi ile İlgili Detaylı Bilgi için bknz: Atay E.: "Bağımsız İdari Otoriteler ve Türkiye Uygulaması", Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2006, Cilt: X, Sayı: 1-2.. s.259-293. Tan, T.:"Bağımsız İdare Otoriteler veya Düzenleyici Kurullar", Amme İdaresi Dergisi, 2002, Cilt:35, Sayı: 2. s.11-37; Karataş, Mehmet: "Devletin Düzenleyici Rolü ve Türkiye'de Bağımsız İdari Otoriteler", Maliye Dergisi, 2008, Sayı: 154. s.99-120.
  • [6]Akıncı M.: Bağımsız İdare Otoriteler ve Ombdusman, İstanbul, 1999, s.204.
  • [7]Evik H. A.: Aldatıcı Hareketler Yapma (Manipülasyon) Suçları, Ankara, 2004, s.70.
  • [8]Sinoplu E. B.: Sermaye Piyasası Kurulu'nun Uyguladığı İdari Yaptırımlar ve Yargısal Denetimi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitütüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2009, s.36.
  • [9]Özel C.: Sermaye Piyasası Kurulu Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2000, s.98.
  • [10]Özel: s.106.
  • [11]Özel: s.106
  • [12]Zabunoğlu K. Y.: İdare Hukuku Cilt: 2,  Ankara, 2012, s.376.
  • [13]Tan T.: İdare, s.942; Gözübüyük Ş.: Yönetsel Yargı, Ankara, 2009, s.263. Bu konuda detaylı bilgi için ayrıca bknz: Atay E.; Odabaşı H.: Teori ve Yargı Kararları Işığı İdarenin Sorumluluğu ve Tazminat Davaları, Ankara, 2010, s.251-361.
  • [14] Danıştay 10. Dairesi'nin 30.05.2002 tarih, 2002/4013 E. ve 2002/1801 K. sayılı kararı. ( Karar için bknz.: Atay, Odabaşı: s.394-396).
  • [15]Danıştay 10. Dairesi'nin  22.01.2001 tarihi, 2001/198 E. ve 2001/143 K. sayılı kararı. ( Yayımlanmamış Karar).
  • [16]Danıştay 13. Dairesi'nin 23.09.2005 tarih, 2005/897 E. ve 2005/946 K. sayılı kararı. ( Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı).
  • [17]Danıştay 12. Dairesi'nin 05.10.1966 tarih, 1966/769 E. ve 1966/2715 K. sayılı kararı; Tan: Ekonomik, s.408.
  • [18] Tan: Ekonomik, s.408.